Kendini özgürce anlatmayı, çıplakmış hissi verecek kadar içini dökebilmeyi, her defasında cesurca becerebilen hatta bundan keyif alan benim bile; “susmam” gerekirmiş meğer bazen…
Kelimelerim bitti diye ya da şimdilerde yüreğimi kalemime yansıtamadığım için değil bu suskunluk…
Ama dedim ya, “bazen susmak gerekir!”
Yaşamınızın en merkezine koyduklarınıza, en çok canınızı acıtabilecek tüm malzemeleri koşulsuzcasına, düşünmeden ve hiç pişman olmayacağınızdan emin olarak verdiklerinize karşı bir tepkidir kimi zaman susmak…
Kimi zaman her zaman kahraman olarak tanımladığınız yüreğinizin bile yaşananlardan dolayı, ürküp cesaretini kaybetmesinin sonucudur; susmak…
En sevdiklerinizin bile karşısına geçip avazınız çıktığı kadar bağıramayacak kadar yorgun ve kırgınsa yüreğiniz; o zaman da gereklidir susmak...
Hıçkıra hıçkıra ağlamak istediğinizde; gözyaşlarınızın kuruduğunu hissetmeniz de sizi suskunluğa boğar.
Susmak, kimi zaman şaşırmak…
Susmak, kimi zaman erdem…
Susmak, kimi zaman beklemek…
Susmak, kimi zaman yürek acısı demek…
Bugünlerde tek bildiğim; hiç hak etmediği kadar tutsak, hiç alışık olmadığı kadar suskun kalmalı yüreğim, dilim ve hatta kalemim…
Olsun susmak sebebim bu kez buna da değer!..
Şebnemm…
Suskunnnn!