|
Yolun yarısında neler öğrendiğini, neden bu kadar çok sık sorgular insan? Asi ömür hırsızı, ne fısıldar gizlice kulağımıza?
Herkese inat, saçını maviye boyayıp gezmek mi asilik? Mavi' nin peşinde, bir ömür harcayıp da kavuşamamak mı?
Bütün renklerin açığı, koyusu, ortası hepsi alımlı, hepsi kendine dair... Ama mavi… İlle de mavi...
Nasıl sonsuzluğu çağrıştırır, nasıl yalnızlığı, umudu, kavuşmayı...
Hem, için daralınca gökyüzüne bakmak istersin ya, hem uyumak için deliksiz lacivert bir örtünün altına kıvrılıp, son yıldızı da söndürmek istersin... Gecenin en güzel yerinde!
Hepsi birlikte olmaz ama!.. Çünkü, mavi de, hasret de ayrılıklara dair..
Mavide, su da var, deniz de… Denizde tuz da var, acı da... Tatlı su da var, balıkların pulları, sahte insanlar gibi gözünü alan.
Yolun yarısında, maviden yola çıkıp, acının-tatlının, hasretin ve vuslatın, ölümün ve hayatın hep elele hep aynı "An" dediğimiz, en küçük zamanımızda, birlikte var olduğunu öğrendim.
"An"ların, yaşama sebebimiz olduğunu, bize verilen bu hayatın, hiç bir öyküsünün ve kahramanının tesadüf olmadığını öğrendim. Esas kızlar - esas adamlar, bu anların hikayelerinde var oldular.
Bir "An" için, beklemenin ne denli değerli olduğunu, bu cüce dilimin, aslında tüm zamanlarımızı durduran koca bir ömür olduğunu anladım.
İnsan, nasıl olur da, yağmur yağar ve ıslanamaz? Nasıl, apaçık bir havada, gökyüzüne bakıp, bulutların altındayken, bir kafeste olduğunu düşünür?
Nasıl tüm sözcüklerin sorulara büründüğü anlarda, yanıtlar o havada asılı kalır?
Elini uzatırsın, kalbini ısıtırsın, yeniden dersin; yeniden bir şans var mıdır? O yanıtlara ulaşmak için… Bir bulut? Bir mavi? Bir "An" daha var mıdır?
Mucizelere inanırsanız... Mavi' nin peşinden koşan, bir bulut sizi mutlaka bulacaktır...
Annelerimiz ve umutlarımız bizi asla terketmezler, biz içimizdeki Maviyi kaybetmeyelim yeter...
Yaprak
|
|
|
|
|
|
|
|
SİZDEN GELENLER |
|
|
|
|
 |
|
YORUM YAP |
|
|
|
|