Ana Sayfa HABER MODA RÖPORTAJ SAĞLIK KÜLTÜR
 
 
 
HOŞGELDİNİZ  
 
Ece Temelkuran' dan HAYAT!
Yaşlandıkça Gençleşebilmek
RUHUN YASALARI
40 YAŞ (Andy ROONEY' den...)
 
 
 
 
 
 
 
Senin Gibi Kadının Yanında (Mehtap EREL' den)
 

Senin Gibi Kadının Yanında...

Ben kıskanç değilim ve kıskançlıktan hoşlanmam.
Pazar sabahı kahvaltı hazırlıyorum mutfakta. Sarhan' la gençler, gençlik ve oğlumuzun büyümüş halleri üzerine sohbet ediyoruz. (Sarhan eşim olur) Sarhan okumak konusunda obsesif bir adam olduğu için tüm eğitimlerine ek olarak Boğaziçi Üniversitesi’ nde MBA yapıyor.

Sarhan:         Mesela geçenlerde okula gittim, bu sene birinci sınıfa başlayan kızları gördüm, oohooo nesil değişmiş, güzelleşmiş. Yok yani bizim zamanımızdaki gibi değil. O yüzden merak etme, Atahan' ın zamanında gelinin çok güzel olur.
Ben:                ............
Sarhan:         Görsen bir, salına salına dolaşıyorlar ortada, makyajlar, topuklu ayakkabılar, bir de bakıyorlar ki kendilerine.
Ben:               ............
Sarhan:         Zannedersin okulda değil podyumdalar, böyle bir havalar bir çalım, saçlar falan yapılı.
Ben:              Ayıp olacak aşkım şimdi biliyorum. Bir kadın eşiyle böyle konuşmaz ve bir hanımefendiye yakışmaz ama babamı bilirsin cinstir biraz. Çok sevdiğim bir lafı var –kulakları çınlasın- "s…lacak ağız g.te yakın gelir" der. Bu özlü sözümüz ışığında bilmeni isterim, sen hızla irtifa kaybediyorsun.
Sarhan:         Hı???
Ben:              Hı! Söyle! Sen şimdi bana böööyyle ağzının dolusuyla ne anlatıyorsun? Kanka mıyız biz? Soyunma odasında mıyız? Birazdan havluyla birbirimize mi vurucağız? Ne?
Sarhan:        Ammaaaaaaannnnn
Ben:             Kim topuklu? Kim salınıyor? Ne diyorsun? Dünkü çocuklar. Salınsalar neyi sallayacaklar?
Sarhan:        Mehtap saçmalama Allah aşkına yaaaa. Beni bilmez gibi. Ben bir gözlemimi anlattım.
Ben:         Sen beni pek bilemiyorsun sanırım hayatım. Çünkü -bir- bilsen dersin ki; "ben özneyi, yüklemi böyle dizersem, bu kadın dolaylı tümleci alır, ağzımdan sokar kulağımdan çıkarır" -ki kulak burada mecazi -! Ve iki- ; senin o "gözlemini" var ya, ovalamadan, durulamadan parlatırım Sarhan! Bilmem anlatabildim mi?
Sarhan:         Tatlım.
Ben:              Tatlım diye gelme bana, sende tat alma duyusu olsa daha ağda kaynatmayı bilmeyen "jilet" jenerasyonundan, solaryumunun rengi açılmasın diye keseyi paketinde bile ellemeyen, hijyenden anladığı makyaj temizleme mendili olan çoluğu çocuğu "kadın" diye sunmazsın. o "havalıların" çoğu biraz terlesin, kirleri kabarmazsa adiyim!
Sarhan:         Hakikaten hastasın!
Ben:              Tamam hepsi böyle değil mutlaka, bizim gibi anaları olanlar kız gibi kız büyütüyordur ama çoğu hem pasaklı hem paçoz, kadınlıkla alakasız, kuaförden kuaföre saç yıkatan şeyler bunlar.
Sarhan:         . ......
Ben:              Kadın var ya kadın! Kadın banyodan pespembe çıkar. Vücudundan süzülen su kalçasındaki minik beyaz çatlağa geldiğinde, işte tam orada görürsün yaşanmışlığı. Gözlerinin kenarındaki minik çizgi görerek bakmayı ögrenmiş gözlerine anlam katar. Ellerini uzattığında nasıl dokunacağını bilir ve nasıl dokunulmasını istediğini de. KADIN; dik memelerden, sıkı kalçalardan fazlasıdır aslanım! İnekte de meme var. Ve zaten bütün memelerin akıbeti aynıdır. Ama KADIN; sarksa da çatlasa da, kendini sevmeyi öğrenen ve hayatın getirdikleriyle daha da lezzetlenmiş, derinleşmiş olandır.
Sarhan:         .......
Ben:           Senin o "havalıların" bakkaldan alınmış enerji içeceğidir. Hizlı içilir, enerji verir, iyi gelir. Ama sabah kalktığında idrarında bile görmezsin izini. KADIN su katılmamış Tekirdağ rakısı gibidir. Çok duru olmayı da bilir ama bir parça buz ile tüm rengi değişir. Sofra, sohbet gerektirir, yavaş yavaş içersin. Yanında kavun ister, peynir ister, ud ister. Yavaş yavaş çarpar seni. Ve sabah kalktığında, dilinde akşamdan kalma anason tadı. Hala mis gibi kavun kokusu burnunda. "Ulan haftaya yine gitsek" dersin.
Sarhan:         !!!!!!
Ben:              Hım, devam et tatlım sen, kızlar diyordun. Çok mu havalılar?
Sarhan:         .........
Ben:              .........
Sarhan:         Atahan' ı erken yatıralım bu akşam

Kıskanç değilim sevgili okur. Sevmem kıskançlığı.Buradaki doğru kelime "kızmak". Bir çift kavunu yaşanmışlıktan, görmüşlükten, tecrübeden mühim sanan şovenist zihniyet. Erkeklerin, kadınların yaşla kadınlaştığını anlamaması, ergenlik sonrasıyla kadınlığı karşılaştırması.
Bir kadın kendine güvendiği kadar çekicidir. Kendine güven ise dik bir kalçadan fazlasını gerektirir.
Bizim gibi kadınlar rakı gibidir, buz gibi, mis gibi. Tenimizde tuzlu deniz suyu kokusu, yediğimiz her kazık, döktüğümüz her gözyaşıyla güzelleşmiş. Anlamlı bakmayı öğrenmiş. Zenginleşmiş.
Kıymetimizi bilene içimizde balık olmanın tadını, huzurunu, şehvetini verebiliriz.
Ama içmeyi beceremeyeni de çarpmayı bilmeliyiz!
(Bu yazım tüm kadınlara ama özellikle bir kadına hediyemdir. O sözün aklımdan çıkmıyor arkadaşım. Senin gibi kadının yanında bir erkek, ancak haddiyse durabilir.)
Mehtap EREL
 

 

 
Copyright 12/06/2006 © Kadindunyasi.org
Powered By Hayaller Fabrikası Reklam Hizm. San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
Tüm hakları saklıdır.
Görsel ve yazılar izinsiz şekilde kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.