|
Emek isteyen değerler vardır hayatın içinde…
Dokunamadığımız ama tüm benliğimizde hissettiğimiz; yokluğunda bizi insanlıktan uzaklaştıran, varlığı ile yaşam amacımız haline gelebilecek kadar bizi biz yapan değerler sözünü ettiğim…
Yeri geldiğinde sahip çıkmak, yeri geldiğinde emek vermek, yeri geldiğinde hoşgörülü olmak, yeri geldiğinde ise fedakarlık yapabilmek olur bu değerlerin adı…
Koşarcasına yaşarken hayatı; daha hızlı dönen dünyaya ayak uydurmaya çalışıyoruz kendi adımlarımızla…
Kimilerimiz aynı anda rol model olarak çocuklar yetiştiriyor, kimilerimiz yepyeni dostluklar ediniyor, kimilerimiz yeni aşklara yelken açıyor, kimilerimiz çok daha farklı ortamlarda sosyalleşiyor belki ama herkes aynı dertten muzdarip…
Emek verdiğimiz, değer kattığımız, gayret ederek ürettiğimiz, gözünün içine bakarak büyüttüğümüz kimi ilişkilerden söz ediyorum.
Bir çırpıda özensizlikle yıkılıveren, tüm çırpınışlarınıza ve yakarışlarınıza rağmen karşınızdakini yeterince sarsamadığınız için, yeterince özen gösterilmediği için, tek tarafın çekiştirmesiyle deformasyona uğramasına engel olamadığınız için; sahilde yaptığınız kumdan kaleler gibi bir küçük su dalgasıyla yıkılıveren insan ilişkilerinden söz ediyorum.
Tükenen enerjinize, anlatmaktan diliniz damağınız kurusa da; verdiğiniz emekler uğruna çekiştirmekten vazgeçmediğiniz ilişkileriniz var mı sizin de?
Her şeye rağmen, tüm çabalarınıza rağmen, karşınızdakinin size karşı olan sağırlığına rağmen çığlıklar atmaktan vazgeçmeyeceğiniz kadar büyük emekler verdiğiniz ilişkilerinizin ardından bakakaldınız mı sizde bugünlerde?
Size sahip çıkılmamasına rağmen, her defasında sahip çıktınız mı sizde tutkuyla bazı ilişkilere?
Sizi gerçekten sevip, sahip çıkanların tüm söylediklerine kulaklarınızı tıkayıp, "Bir şans daha, lütfen bir şans daha!" diyerek defalarca incindiniz mi siz de son zamanlarda?
Günün birinde ayağınızın dibinde biriken yıkılmış kumdan kaleleri, dizlerinizin yerine kanayan yüreğinizi fark ettiğinizde; kaçarak uzaklaşmak istediniz mi kendinizden bile?
Bu yaşadıklarınızdan sonra üfleyerek yiyeceğiniz yoğurtlar uğruna, kaç ilişkiye, kaç kişiye şans vermeyeceksiniz kim bilir fark etmeden bundan sonraki hayatınızda?
Bir kahve yudumunda burnunuzun direği sızlayacak kimi zaman, bir fotoğraf geçecek ya da elinize; içiniz burkulacak…
Ya da artık sadece adres sorulan biri olarak kayıtlı kalacaksınız bir telefon fihristinde…
Sonra bir gün bir yazı yazacak; bu sızıyı da kaleme alıp, yok saymayı öğreneceksiniz yutkunarak anılarınızdan kocaman bir bölümü...
|
|
|
|
|
|
|
|
SİZDEN GELENLER |
|
|
|
|
 |
|
YORUM YAP |
|
|
|
|