Gerçekliğin Tohumu Hayal


“Oooo, Hay-ı Hak! Perde kurduk, ışık yaktık, gösteririz gölge Hayal. Gerçeğin aynasıdır bu ayna, sanılmaya martaval”.

Böyle başlar Karagöz ile Hacivat’ın o güzelim gölge oyunu. “Gölge ve Hayal”, anlam aynı, etki değişik.

Duyu organlarının beynimize gönderdiği sinyallerin toplanması ile oluşan hissi müşterektir hayal. Çok kırılgan olduğundan aslında üzerine “Dikkat kırılır” yazmanın çok faydası vardır. Her ne kadar dikkat etsek de, dedik ya bir şekilde kırılıverir işte. Ama engellemenin, önüne geçmenin de bir manası da pek yoktur. Kürşat Başar’ın dediği gibi, ”Hayal gerçeği bozar, gerçek de bunun öcünü alır!” çoğu zaman. Ama yinede çevremizde her ne görüyorsak bunun ilk halinin bir hayalin ürünü olduğunu da sanırım unutmamak gerekiyor.

İnsan bir kere hayal etmeye başladığında bilinen kuralların hiçbir önemi yoktur, her türlü problemin sonucu hayaliniz ile paraleldir. İki kere iki beş eder diyorsanız kim karışır ki? Sonuçta hayal gerçekliğin tohumu değil midir?

Her ne kadar görünüşte psikiyatrik bir problemmiş gibi gözükse de; aslında hayata bağlanmanın ufak ama önemli sırlarından biridir hayal. Bizi hayata bağlayan şeylerin başında ilk hayal ettiğiniz, günlerce uykunuzu kaçıran oyuncağınız olduğunu düşündüğünüzde sanırım bana hak vereceksiniz. Hayal etmek yaşamanın, varolmanın göstergesidir.

Çoğu zaman hayal ile sabır arasında da bir bağlantı olduğunu düşünmüşümdür. Fırsat ve zaman verilen hayallerin, mutlaka gerçekleşeceği konusunda da bir hayli iyimser bir yapıya sahibim. Belki de böyle düşünmemin sebebi Tanrı’ nın insana kabul buyurmayacağı duayı ettirmeyeceği inanışımdan kaynaklanıyordur.

İlk hayalimi hatırlıyorum şimdi. Bir çift mavi naylon çizme… Tek hayalim buydu. Mavi çizmelerle yatar mavi çizmelerle kalkardım. Annem ise bana bu çizmeleri bir türlü almazdı. Kimbilir; belki de sabrı öğretmek için bu tarz bir yola başvururdu. O’ nu da bilemiyorum tabi. Bir gün annem yine pazardan gelmişti, O’na çizmeleri alıp almadığını sorduğumda bana; “Oğlum çizmeciler ölmüş” deyince inanmış ve ilk hayal kırıklığımı yaşamıştım. Aradan geçen bir hafta gibi kısa bir sürenin sonunda, yine pazarda gezinirken tezgâhta duran mavi çizmeleri görünce çığlığı basıp satıcıyı işaret ederek “Anne bak ölmemiş, ölmemiş anne” diyerek bağırdığım anı hiç unutamam.

Mavi çizmeler ile çok su birikintisine girdim, hayallerim gerçek olmuştu. Soğuk su birikintilerinde çizmelerin yarısına kadar ayaklarımı suya tutup ayaklarımın kupkuru çıkmasını hayranlıkla görüyordum. Şimdi ise ayaklarımda hala mavi çizmeler var; bu kirlenmiş hayata yarısına kadar girip hala adam gibi adam olabilme yolunda ayaklarımın kuru kalmasına sevinip duruyorum.
Yazımızı hayal ile ilgili, bence yazılmış en güzel satırların sahibi Yahya Kemal’in dizeleri ile süsleyip bitirelim…

‘’Yürü, hür maviliğin bittiği son hadde kadar. İnsan bu âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar!’’
Selam ve sevgilerimle

Erkan ÇEVİK

 

KIRMIZI BİSİKLET
Kara betondan bir merdivenin başında,
Eller, avuç içleriyle çeneyi kapatırken,
Zayıf ve sivri dirsekler, dizleri delecek sanki.
Hayatının tüm renklerine karşılık,
Diz kapaklarında biten pantolonu siyah beyaz.
Diz kapağındaki kabuk tutan yaradan başka;
Dert edilecek hiç bir şey yok.
Tamam. Birde vitrindeki o kırmızı bisiklet,
Hem de büyük bisikleti, hani şu önde demiri olanlardan.
Neden sünnetini beklemek zorunda ki sanki?
Dayısının oğlu Hasan’a almıştılar sünnetinden önce.
Dert buya işte ‘’Kımızı bisiklet…’’
Kim bilir? Belki de kırmızı bisiklet ilk özlemi.
Hayatta zaten sebep arar sabrı öğretmek için.
Hiç bir şey bulamazsa bir kırmızı bisiklete hasret kalırsın.
Büyümekse, kırmızı bisikleti çoktan kırmış olmaktır.
Diz kapağında bir tek bile bisiklet yaran yoksa?
Söyler misin?
Kim inanır bir zamanlar çocuk olduğuna?

OCAK 2006

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/ haberin tüm hakları Mavi Ş Reklam Basın Yayın ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Adınız Soyadınız:

E-Mail Adresiniz:

Yorum:

Lütfen Güvenlik Kodunu Giriniz !: