‘’Kozadaki Arpej ’’ Bölüm (1)


Kızımın eylül ayında gitar kursuna başlaması ve benim gitarın tellerinden insanı gülümseten saçma sapan tınılar çıkarmamla başladı gitarla resmen ve Öner YAVUZ la gıyaben tanışmam. İlk önceleri değişik sitelerden kendisine ait gitar eğitim videolarını takip etmeye çalıştım. Ancak büyük bir özenle hazırlanmış olan bu videoların devamını ya da eksiklerini sürekli bulmak zordu. Sonuç; gitar eğitim video setini satın aldım. Ardından eğitim setinin bana ulaşması adına, adresimi vermek için bizzat Öner YAVUZ hocamın telefonunu aramam da aynı güne rastlıyor.

Size hiç oldu mu bilmem ama bana olmuştu… Öner hocamla telefondaki konuşurkenki heyecanım sanki ilkokul öğretmenimin evine gittiğim andaki heyecanı verdi bana. Videolardaki öğretme hevesi ve o sıcaklığı telefondaki sesten alıyordum. O ne kadar mütevazı davransa da ben gerçekte ona bir hayalimi gerçekleştirdiği için hep iltifat etme gereği duyuyor ve ben iltifat ettikçe o iki misli bir mütevazılıkla cevap veriyordu.

Şehri İstanbul’un bu hengâmesinde, insanların birbirine güvenmediği bir ortamda bana neden güvendi bilemem ama sohbetimiz verdiği msn adresi ile net üzerinden devam etti.Bu portaldan bahsederek, kendisinden hayatını buradan kendi ifadeleri ile sizlerle paylaşmasını rica ettiğimde bana yine “hayır” demedi ve az sonra aşağıda sizlerle paylaşacağım yazısını gönderdi.

Bir sanatçının inziva dönemine ait bir yazıydı bu. Aslında devamı da mutlaka var, ancak bu yazı bana o kadar çok şey anlattı ki, ikinci bölümünü beklemeden sizlerle paylaşmak için garip heyecan duydum. Şimdi aşağıda bir sanatçının nasıl piştiğini, hayata, aşka, Tanrının verdiklerine nasıl baktığını ve aslında O’nun inziva dediği şeyin bir kelebek kozası olduğunu okuyacaksınız. Ama sizlerin riyasetinde kendisine buradan ifade etmek istiyorum.’’Kıymetli hocam; o kozadan çıktığınız gün mutlak bir kelebeğin seyri zevkine ulaşacağız, ancak şuna tüm kalbimle inanıyorum. Ömrünüz kelebeğin ömrü kadar değil, birçok ömre tat verecek kadar uzun olacaktır…”

Sizleri daha fazla merakta bırakmadan Öner YAVUZ hocamın sıcacık ve samimi sözleri ile baş başa bırakıyorum. Bu güzel röportajın ardından tatlı üzerindeki bir sos niyetine yine bir şiirimi sizlerle paylaşacağım. Şimdi den güzel dakikalar dilerim…

“Çimenlerin üzerine sırtüstü uzanıp gökyüzüne, bulutların yürüyüşüne bakarak dünyanın daha farklı bir anlamı ve amacı olduğu gibi yaşamında daha farklı bir yürüyüşü olmalı, güzel bir amaç ve araçla yürümeli dediğim çocukluğumdan bugüne herkes gibi üniversite ile biten bir süreç geçti. Kâh bu süreçte kâh daha sonrası bireysel hata ve umursamazlıklarımın, isyanlarımın, inandığım doğma ve yarattığım doğruların uyuşmazlığı ve çıkardığı sorunlarla yıllarım vurulup düşen askerler gibi hep yıkılarak geçti. Ama bunların ihtiyacı olana verilen derslerden oluşan bir kader süreci olduğunu anladım zamanla. Uslanmadığım ve kaybetmediğim iki inanç kaldı geriye sanki bunlardan; biri tanrı, diğeri aşk.

Tanrı zararsız ve hatalarında da seni affeden tek dosttu. Aşk ise egolarla var olan bir kavram olduğundan, benim için darbelerle geçen bir süreçler yumağına dönüştü hep. Kişilikler değişmez bilirsiniz. Eğitim ve uyum sahip olduğumuz kişiliği tatmin edecek bilgi ve davranış araçlarıdır sadece. Yani kısaca sevgi kitabı ve doğruları olan başlı başına bir öğreti değildir. Bu anlamda güvenilmezdir ve değişken ihtiyaçlara ve egolara göre yol çizen bir olgudur. Bunu reddeden bir kişilik yaşadığı sevgide patlamalar depremler yaşar. Tıpkı sosyal sıkışmalar sürecinde batı toplumlarının değişimi görerek reformları harekete geçirmesinin yerine bu değişimleri devrimlerle ve katliamlarla yaşayan doğu toplumları gibi. Yani aşkın kendi gerçekliği ve devinimini kabul etmeyen bir birey olarak yaşadığı depremler ve ihtifallerle devrimi yapmaya çalışan bir duygusal süreç oldu benim için aşklar. Ne olursa olsun bir gerçek var ki, doğu toplumlarında kanlı ihtilal ve darbelerle de gelse devrim(değişim) toplumların kültürleri, ilişki biçimleri, geleneksel anlayışları yüzünden hiç bir devrimde yeterli değişim gerçekleşmez yani eşek aynı eşektir.

İdealistler her zaman hata yaparlar. Çünkü doğrular evrenin milyonlarca yıllık değişim sürecine bağlı sosyal değişimi göremezler. Bu yüzden din, milliyet, eşitlik kavgalarıyla yoğunlaşan 1970–1980 dünyasının idealizminde kürek çektikten sonra eski tüfek durumuna düşmeden daha ileri çalışmalara imza atma süreci başladı. Tanrının insanın farkında olmadığı iyi ve kötünün kayıtlara geçirilerek kanıtlanması için âdemin cennetten kovularak geçici bir süreyle dünyaya gönderilmesi inancım, yaşamdaki hedeflerimin arasına iyi bir şeyler için yaşamak gerektiğine inandırdı. Ama ne yazık ki iyi diye çıktığımız yollar bazen kötüye, kötü diye bildiğimiz şeylerse iyi sonuçlara çıkıyordu. O halde ne yaptığın, neyi yaptığın çok önemli değildi. Önemli olan nereye doğru gittiğindi. Gitar kimilerine göre anarşizm, toplum ve kültür dışılık, kimine göre herkesin sahip olamayacağı bir özellik, kimilerine göre alkole ve eğlenceye eşlik eden bir araç, kimine göre sanat, kimine göre üstünlük kompleksinin bir parçası… Daha bunun gibi yüzlerce özellik yüklenebilir gitara ve bunların hepsi hem doğru hem de yanlıştır. O halde geriye kalan sadece iyi amaçlar için kullanmaktır. Ben tapılacak bir sahne showcusu ya da kızların gözlerine bakıp geceyi düşünerek şarkı söyleyen biri olamadım hiç. Yani ne kariyer ne de egolar benim gitarımda olmadı. Benim gitarımdan beklediğim, tanrının evreni yarattığı milyonlarca yıldır insanın içinde duvarları üst üste örerek gelen ve en son bugünkü içinden çıkılmaz sistemi yaratan şeytanın ördüğü duvarlarının bir cam fanus kadar zayıf olduğu ve istenirse bu fanusta kırık ya da delik açmanın zor olmadığını göstermek.

Bunu herkes yapabilir kendi alanında. Sadece evrenin yöntemlerinin nasıl işlediğini iyi anlamak ve onu sistemiyle kullanmak gerek. Bizlerde onun bir parçasıyız çünkü. Bu işleyen ticari mekanizmaların ve kanunların dışındaki bir işleyiş biçimidir. Kanunlar evrene uyarak değişir evren kanunlara uymaz. Bu felsefe tüm ticari ve siyasi parçalarıyla birlikte tüm toplumsal mekanizmalarda bu yüzyılda çok daha iyi anlaşılacaktır.

Ben iyi bir gitarist değilim, bunu da hiç önemsemedim ama iyi amaçlarım oldu hep bu yüzden. Belki de binlerce öğrenci yetiştirdim ve 4 kez uluslararası gitar festivalini gerçekleştirebildim. Ama büyük toplumsal değişimleri yaratacak dünyaya örnek olacak bir ‘yerküre doğa-sanat bayramı’ çalışmalarına başladıktan sonra tam harekete geçerken sistem tarafından engellendim. Diğer adıyla benim hatalarım yüzünden tabii ki. Amacım tüm dünya sanatçılarının ve doğa aktivitecilerinin bir şehirde buluşarak yaptığı etkinlik ve paylaşımlarla dünyaya örnek olacağı bir ‘yerküre doğa-sanat bayramı’ yaratmaktı. Olmayınca da şehir sizin olsun diyerek hicrete ve inzivaya çekiliş geldi ardından yani sizin anlayışınızla yenilgi. Kim bilir bunu, tanrı bilir. Hem ideallerden kurtulmak hem de Ferhat ile Şirin yüreğindeki aşk ağacının dallarını kırmak için gelen bu inzivada nasıl olduysa bir gitar eğitim seti çıkardım. Ve set ne garip ki insanlara gitardan çok daha fazla şeyleri verdi. Bana da onlardan gelen bir sevgi seli… Sanırım en değer verdiğim ve bunun için tanrıya teşekkür ettiğim şey hiç beklemediğim bir yerden geldi. Bir gitar metodundan! Bu inanılmaz ama gerçek. Popülizm olmadan ve onlara bir şeyler vererek insanların sevgisini kazanmak. Bence yaşamda tek bir sonuç var mezarınızın pahalı mermerler içinde değil binlerce insanın yüreğinde olması. Bundan daha değerli ne olabilir. Bu hiç bir maddi güç gerektirmeden bir gitar eğitim setiyle dualara dönüşebiliyorsa bunu çok şeye sahip olan herkes yapabilir.”

SİYAH PAPATYA

Kimi Şişesinde arar, kimi duasında

Kimi kahkahasında ağlar hatıranın

Kimi sohbetinde hayatın

Kimi deniz kenarında balık tutarken

Kimi nargilesinde, çayında

Kırk yıllık hatırında bir fincan kahvenin

Yıkıp viran edince cümleler

Yeşil örtülerine bürününce gerçek

Ve ben;

Düşüp gidince

Siyah bir Papatyanın peşine...

Erkan ÇEVİK
13 Ağustos 2008 / Gökçeada

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/ haberin tüm hakları Mavi Ş Reklam Basın Yayın ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Adınız Soyadınız:

E-Mail Adresiniz:

Yorum:

Lütfen Güvenlik Kodunu Giriniz !: