Siyah Ve Umut
Bir kaç günden bu tarafa yazmak için can attığım yazımın, beni Bursa’ daki misafirliğimde eve kapatan kar yağışının fırsat sağlayacağını inanın hiç düşünmüyordum. Yapmak için can attığımız şeyleri yapmak konusunda her ne kadar ısrarcı olmaya çalışsak da, yaşadığımız rutinlerimizin bizlere her zaman bu fırsatı tanımadığı da bir gerçek. Sanırım başarı denilen şey de bu olsa gerek. “Başarı elinizden geleni değil, gelmeyeni de yapıyor olmanızdır.”
Edison, ampul çalışmalarını yaptığı dönemde 300 laboratuar deneyinden sonra hali hazırda ampulü keşfedememiş olmasından ötürü ; “Bu kadar başarısızlıktan sonra hala nasıl olup da pes etmiyorsunuz?” diye soran gazeteciye; “Ben başarısız olmadım, sadece ampulün nasıl yapılamayacağının 300 yolunu keşfettim.” diyerek cevap vermişti.
Başarının sadece bir tek yolu olmadığını başarı hikâyelerini okuduğumuz ya da dinlediğimiz insanların hayatlarından rahatlıkla görebiliyoruz. Yani aslında başarının sadece bir tek yolu yok. Başka bir deyişle, “Şunu yaparsanız başarılı olursunuz!” denecek bir olgu yok ortada. Başarı için önce istemek, sonra ona tutku ile bağlanmak ve yere kaç sefer düşerseniz düşün yeniden ayağa kalkmak gerektiğini bilmek gerekir.
İnsan öleceğini bilerek yaşayan tek canlıdır. Her insan mutlu olmak, hayatını sıkıntısız bir biçimde sürdürmek ister. Pek azı sıkıntıların kendilerini büyüttüğünün farkına varır ve işte o sıkıntı ve hatalarından ders almayı bilenler büyürler ve insanlık onların başarılarından sonsuza dek bahsedilmek üzere bunu kayıt altına alır.
Hayalleri olan insanlar, eğer gerçekten buna sadakat gösterip o hayallerinin peşinden koşarlarsa başaracaklardır. Her insan kendi hayatında aslında kendisini hayallerine götürecek bir uçağın pilot kabinin de seyahat halindedir. Havada kalmak için uçağımızın yakıt deposunu ağzına kadar hayallerimizle doldurmamız gerekiyor. Elbette ki hayallerimizi çalmak isteyen kendisi başarısız olduğu için bizimde başaramayacağımızı söyleyen hava korsanları olacaktır. Elbette ki uçağımızın motorları bazen arıza sinyalleri verecektir, ancak hayallerini netleştirmiş olan bir kişiyi ne uçak arızaları ne de hava korsanları yolundan asla saptıramayacaktır.
Hayallerin netleşmesi konusunda çok sevdiğim bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum...
Kanuni Sultan Süleyman, Süleymaniye Camii’ ni yaptırmadan önce Mimar Sinan'ı da yanına alarak caminin şimdi bulunduğu yerdeki boş araziye giderek sorar; “Söyle bakalım mimarbaşı buraya camii olur mu?” Mimar Sinan dakikalarca arazinin içinde gezinmiş ancak padişaha hala cevap vermemiştir. Çevresindekiler mimarbaşının bu tavrı yüzünden başının derde gireceğini düşünürlerken padişah yeniden aynı soruyu biraz daha sert olarak tekrarlar: “Sana diyorum mimarbaşı buraya camii olur mu?” Mimar Sinan yine dakikalarca cevapsız bir şekilde arazinin çevresini incelerken padişah bir ara mimarbaşının sağ ayağını öne atarak ve başını aşağıya eğerek “Bismillah” dediğini gördüğü anda anlar ki; mimarbaşı camiyi yapmış, bitirmiş ve kemerlerden bir tanesine başını çarpmamak içinde başını aşağıya eğerek camimin içine girmiştir.
Bizi başarıya götürecek şeyler için hayaller çok önemli yer tutuyor, kaldı ki Mimar Sinan kadar bu hayalleri kendi içimize sindirelim ve mücadele edelim, yoksa ileriye doğru bir adım dahi atılmamış hayal hayal değildir, hayal mücadele için yakıttır, hayal görülmeyene inanmaktır, hayal mutluluktur, görülmeyene inanırsanız hiç kimsenin görmediklerini görürsünüz. Evet, başarılı olmayı herkes ister. Tıpkı cenneti herkesin istediği gibi. Fakat cenneti herkes istemesine rağmen kimse ölmek istemez.
2010 yılının bu ilk yazısından sizlere hayallerinize ulaştığınız bol başarılı bir yıl temenni ediyorum, yorumlarınıza hayallerinizi de eklerseniz sevinirim…
Sevgilerimle Erkan ÇEVİK
SİYAH VE UMUT
Renklerine sarıldım dünyanın.
Pembe çocuk tebessümlerine.
Maviyi umut bildim derin sancılarımda.
Beyazı son giysimin rengi seçtim,
Denizköpüklerinden entarimi.
Kumar oynadım kırmızıya dair.
Al kanımı sancak yaptım.
Tütün renginde üfledin efkârımı.
Yeşili anneme bıraktım,
Gözüme kurban diye...
Turuncu bahçeler umdum babam için cennette, yakuttan.
Bereketi kahverengi,
Sevdayı sarı.
Gökkuşağını bu yüzden çok sevdim.
Kararsız gri olmadım ömrümce.
Bilinmezlik simsiyah ya hani,
Meçhul korkutuyor ya?
Ben hiç korkmadım!
Ve bildim;
Bir ışığın her zaman tüm renklere gebe olduğunu…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/ haberin tüm hakları Mavi Ş Reklam Basın Yayın ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti'ne aittir.
Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. |


















Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/ haberin tüm hakları Mavi Ş Reklam Basın Yayın ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti'ne aittir.
Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 





