Osteoporoz Kimlerde Daha Sık Görünür
Osteoporoz, kemik dokusunun azalması ve yapısının zayıflaması sonucu daha kolay kırılabilir hale gelmesine yol açan bir hastalıktır.Osteoporoz, zamanla kemiğin sert karakterini yitirip sünger gibi gözenekli bir yapıya dönüşmesi anlamına gelen bir sözcüktür.
Osteoporoz (OP) sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Bu yüzden “ sessiz hırsız ismini almıştır. Kemiklerden her gün bir miktar çalan fakat uzun süre buna ait belirti vermeyen bir hastalık olması ona bu ismin takılmasına neden olmuştur. 2000’li yıllarda yaşlı nüfusun artışıyla beraber giderek daha sık rastlanan OP neredeyse günümüzde uygarlığın bize armağanı ve bireylerin hayat kalitesini bozan çağdaş bir hastalık olmuştur.
OSTEOPOROZUN SONUCU DAİMA KIRIK MIDIR ?
Kuşkusuz hayır. Fakat bu olasılık giderek tırmanıyor, bizler de bunu önlemeye çalışıyoruz. 70 yaşını aşan kadınların % 40’ ı kalça kırığı ile karşılaşır. Yaşam süresi arttıkça bu olasılık giderek artacak demektir. Bazen, kırılmayı gerektirmeyecek basit kayma veya çarpmalarla bile kemikler kolayca kırılabilir. Kaburga ve omurga kırıkları en sık rastlanılan çoğu kez de hasta veya hekim tarafından fark edilemeyen kırıklardır. Tekrarlama olasılığı vardır. O vakit şiddetli ağrılar ve boy kısalması, kamburluk gibi durumlarla kendini belli eder. Genellikle hayati tehlike yoktur. Fakat kalça kırıkları öyle değildir. Zira kalçasını kıran yaşlıların, dörtte biri bir daha ayağa kalkamaz. Kalça kırığından sonraki 1 yıl içerisinde ölüm % 20 oranında görülür. Bunun büyük bir kısmı ilk 3 ay içerisinde olur. Avrupa’da yıllık osteoporoz harcamaları 10 milyar eurodur. ABD’de osteoporozlu 12 milyon kadının yıllık giderleri 14 milyar $’ı bulmaktadır. Bunlar osteoporozun tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir.

OSTEOPOROZ KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR?
Narin, kısa boylu, cilt ve saç rengi açık olan kadınlar
Doğal yol veya ameliyatla erken menopoza girenler,
50 yaş üzerinde ve fiziksel aktivitesi az olan kadınlar,
Sigara, alkol ve kafeini fazla, süt ve ürünlerini az tüketenler,
Fazla doğum yapanlar,
Ailesinde osteoporoz görülenler,
Böbrek fonksiyon bozukluğu olanlar,
Uzun süreli yatağa bağımlı ve hareketsiz kalanlar,
Bazı ilaçları uzun süre kullananlar ( kortizon, epilepsi, tiroid ve kanser ilaçları)
Kadınlarda östrojen-erkeklerde testosteron hormonlarının azlığı,
Düşük vitamin D alımı,
TANI NASIL KONUR?
Kemik yoğunluğunun ölçülmesi hem kaybın derecesini hem de ileride olabilecek kırık riskini ortaya koyabilecek bir tanı yöntemidir. Makul sürelerde takip amacıyla yeniden ölçümlerle tedavi izlenmektedir. Ayrıca kemik kaybının derecesini anlamak için bazı laboratuar analizlerine başvurulmaktadır.
OSTEOPOROZU NASIL TEDAVİ EDİYORUZ?
Tedavide amaç mevcut kemik kitlesinin korunması veya daha da artırılmasıdır. Tedaviyle normale dönmeseler de kemik kaybı durdurulabilir. Hatta bazen bir miktar kemik kazanılabilir. Kırık riski taşıyanların önceden belirlenmesi ve koruyucu önlemlerin alınması ile kırıklarda % 20 oranında azalma olabilmektedir. Osteoporozda tedavi sadece ilaçlardan ibaret değildir. Günlük yaşama ait öneriler, beslenmeye ait uyarılar ve hergün yapılması gereken egzersizler vardır. Bazı durumlarda kırıktan korunmak için koruyucu korse ve gereçler kullanmak gerekebilir.
Osteoporoz ilaçları kemik yıkımını azaltan veya kaybını durdurmaya çalışan ya da kemik yapımını artıran ilaçlar olabilir. Tedavide D vitamini ve türevleri ve özellikle kalsiyum ilk sıralardadır.
OSTEOPOROZDA BESLENME ÖNERİLERİ
Sağlıklı bir kemik için bilinçli beslenme gerekir. Beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yaparak, gelecekte olabilecek kırıkları önleme olanağı vardır. Daha güçlü kemiklere sahip olmak amacıyla beslenmede alınacak bu önlemler her yaş için geçerlidir.
Tüketimi teşvik edilenler
Kalsiyum sadece çocukların kemik gelişimi için değil, tüm hayat boyunca sağlıklı kemiklere sahip
olmak için gereklidir. Günlük yiyecekler kalsiyumdan zengin olmalıdır. Süt ve süt ürünleri tüketiminden vazgeçilmez. Şüphesiz bunun çocukluk çağlarında hatta 35 yaşından önce yapılması daha faydalı olacaktır.
Osteoporozda daha fazla miktarda kepekli tahıl ürünleri tüketilmelidir. Soya, keten tohumu, kereviz, yeşil ve sarı sebzeler daha fazla yenilmelidir.
Omega-3 kaynağı olan balıklar ve balık yağlarını içeren çeşitli destekler kullanılmalıdır. Burada kalsiyum içeriği fazla olan küçük kılçıklı balıklar tercih edilmelidir. Potasyum tüketimi yeterli seviyede olmalıdır. Muz, portakal, patatesin potasyum kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Bol sıvı alınmalıdır ve madensuyu özellikle önerilmektedir.
Tüketiminden kaçınılması gerekenler
*Tuz ve her çeşit yağ tüketiminden kaçının. Özellikle doymuş yağ kullanımını sınırlayın.
* Beslenmede aşırı lif tüketiminden ve fazla proteinden kaçının. Et miktarını günde yaklaşık 100 g ile sınırlayın.
*Kahve ve kola gibi kafeinli içeceklerden uzaklaşılmalıdır. İçinde erimiş gaz bulunduran bu meşrubatlar kana çabucak karışan ve OP riskini artıran kötü karbonhidratlardır.
*Fosforik asit ve fosfat tüketimi sınırlanmalıdır. Tütsülenmiş gıdalar, hazır yemekler, konserve ürünlerin bu grupta olduğu bilinmeli, günlük ev yemekleri teşvik edilmelidir. Osteoporoz diyetinde yağ ve karbonhidratlar azaltılmalı, yeşil sebze daha çok yenilmeli, hayvani proteinden kesinlikle kaçınmalıdır.
.
OSTEOPOROZDA HAREKET ÖNERİLERİ
Fiziksel aktivite, kemik kitlesini artırır. Hareketsiz veya yatağa bağımlı kişilerde kas kitlesiyle birlikte kemik kitlesi de azalır. Yürüyüşler, merdiven çıkma gibi egzersizler bacakları, kalçayı ve omurgayı güçlendiren en iyi fiziksel aktivitelerden biridir. Ağırlık taşımanın da yararı vardır. Onun için filelerinizi siz taşımalısınız. Ayrıca tenis, dans ve aerobik de kemik sağlığının korunmasında oldukça etkili egzersizlerdir. Yaşlı insanların düşme sebebi evdeki tehlikelerdir. Bu nedenle, düşmelere karşı güvenli hale getirilmelidir.
UNUTMAYIN “osteoporoz önlenebilir” bir hastalıktır. Bir şeyler yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir.
Dr. Turgut Göksoy


















